İçeriğe geç
Çocuk Psikiyatrisiçocuk ve ergen ruh sağlığı Randevu

Tanı ve Tedaviler

Çocuk ve ergenlerde sosyal kaygı

Sosyal anksiyete bozukluğu, çocuğun başkalarının önünde mahcup olmaktan, alay edilmekten ya da yanlış bir şey yapmaktan duyduğu yoğun korkunun okulda, arkadaşlıklarda ve aile hayatında belirgin kısıtlamalara yol açtığı bir durumdur.

Kısaca

Utangaç çocuklar zamanla ısınır; sosyal kaygısı olan çocuklar ise korktukları durumlardan kaçınmaya devam eder ve fırsatlar kaçırır. Sınıfta sesli okumaktan, sözlüden, doğum günü davetlerinden ya da telefonla konuşmaktan kaçınma sık görülür. Çocuğa uyarlanmış bilişsel davranışçı terapi, ailenin desteği ve okulla iş birliği tedavinin temelidir.

Doğum günü partisinde annesinin eteğinin arkasından çıkmayan, sınıfta bildiği soruya parmak kaldırmayan, restoranda kendi siparişini veremeyen, telefon çaldığında odasına kaçan çocuklar… Bazı çocuklar doğuştan daha çekingen bir mizaca sahiptir ve yeni ortamlara alışmaları biraz zaman alır. Sosyal kaygı ise bu çekingenliğin çok ötesindedir; çocuk başkalarının kendisini izlediği, değerlendirdiği durumlarda yoğun bir korku yaşar ve bu korku, okul hayatını, arkadaşlıklarını ve özgüvenini derinden etkiler.

Bu sayfada çocuk ve ergenlerde sosyal kaygının nasıl göründüğünü, utangaçlıktan nasıl ayrıldığını, değerlendirme ve destek sürecini ve evde neler yapabileceğinizi bulacaksınız.

Utangaçlık mı, sosyal kaygı mı?

SoruUtangaçlıkSosyal kaygı
Yeni bir ortamdaBaşta çekingen, zamanla açılırOrtam tanıdık olsa da korku sürer
KaçınmaSınırlıDavetler, sözlüler, grup çalışmaları reddedilir
Bedensel tepkiHafifKarın ağrısı, kızarma, titreme, ağlama
SüreGeçiciAylarca sürer
EtkisiHayat sürerOkul, arkadaşlık ve aile hayatı kısıtlanır

Yaşa göre nasıl görünür?

Okul öncesi: Yabancıların yanında donup kalma, ağlama ya da ebeveyne yapışma; anaokulunda grup etkinliklerine katılmama; bazı çocuklarda evde rahatça konuşurken dışarıda hiç konuşamama, yani seçici konuşmazlık.

İlkokul: Sınıfta sesli okumaktan, tahtaya kalkmaktan, öğretmene soru sormaktan kaçınma; teneffüste yalnız kalma; doğum günü davetlerine gitmek istememe; sınavdan önce karın ağrısı.

Ergenlik: Kantinde yemek yememe, okul gezilerinden kaçınma, sözlü sunum günlerinde okula gitmeme, telefonla konuşamama, sosyal medyada paylaşım yapamama ama başkalarını sürekli izleme; bazı gençlerde kaygıyı azaltmak için alkol ya da madde kullanımına yönelme.

Seçici konuşmazlık

Seçici konuşmazlık, evde ailesiyle rahatça konuşan bir çocuğun okulda, akrabaların yanında ya da yabancılarla konuşamamasıdır. Bu çocuklar inat ettikleri ya da utangaç oldukları için değil, yoğun kaygı nedeniyle sessiz kalır. Genellikle okul öncesi dönemde fark edilir. Erken müdahale edilmezse çocuk "konuşmayan çocuk" rolüne yerleşebilir ve bu rolden çıkmak zorlaşır. Tedavide çocuğu konuşmaya zorlamadan, önce baş ile onaylama, sonra fısıldama, sonra tek kelime gibi küçük adımlarla ilerlenir.

Evde ve okulda neler fark edilir?

Evde misafir geldiğinde odaya kapanma, akrabalarla telefonda konuşmayı reddetme, kendi adına sipariş vermek ya da alışveriş yapmak istememe ve sosyal bir etkinlikten önce uzun süren huzursuzluk dikkat çeker. Okulda ise öğretmenler çoğu zaman sessiz, uyumlu ama derse hiç katılmayan bir öğrenci tarif eder. Sosyal kaygılı çocuklar sınıfı rahatsız etmediği için çoğu zaman "sorunsuz" görülür; bu yüzden fark edilmeleri gecikebilir. Öğretmen gözlemlerini aileyle paylaşmak bu açıdan çok değerlidir.

Neden olur?

Sosyal kaygının gelişiminde doğuştan gelen çekingen mizaç, ailede kaygı bozukluğu öyküsü, alay edilme ya da dışlanma deneyimleri, akran zorbalığı ve aşırı koruyucu ya da aşırı eleştirel tutumlar rol oynayabilir. Kekemelik, belirgin bir fiziksel farklılık ya da öğrenme güçlüğü gibi durumlar da çocuğu sosyal değerlendirmeye karşı daha hassas hâle getirebilir.

Arkadaşlık ve özgüven

Sosyal kaygısı olan çocuk, arkadaş edinmeyi çok ister ama ilk adımı atamaz. Zamanla yalnız kalmaya alışır, akranlarıyla birlikte öğrenebileceği sosyal becerileri deneyimleme fırsatını kaçırır. Bu durum "kimse beni sevmiyor", "ben sıkıcıyım" gibi düşüncelere ve depresyona zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavide yalnızca korkuyu azaltmak değil, çocuğun güvenli ortamlarda arkadaşlık deneyimleri yaşamasını sağlamak da hedeflenir.

Bir cesaret merdiveni örneği

Dokuz yaşındaki bir çocuğun sınıfta hiç söz almadığını ve doğum günü davetlerine gitmediğini düşünelim. Çocukla birlikte, en kolaydan en zora doğru bir merdiven hazırlanır: öğretmenine teneffüste tek başına "günaydın" demek, sınıfta parmak kaldırıp tek kelimelik bir yanıt vermek, en yakın arkadaşını eve davet etmek, kısa bir süre için bir doğum gününe katılmak, sınıf önünde kısa bir şiir okumak. Her basamak birkaç kez denenir ve çocuk hazır hissettiğinde bir üst basamağa geçilir. Her denemeden sonra "ne olacağını düşünmüştün, ne oldu?" sorusu birlikte konuşulur. Çoğu çocuk, korktuğu tepkilerin gerçekleşmediğini ya da başa çıkılabilir olduğunu görerek şaşırır ve bu deneyim bir sonraki adımı kolaylaştırır.

Değerlendirme günü neler olur?

  1. Anne baba ile kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığı, ne zamandır sürdüğü ve hangi etkinliklerden kaçınıldığı konuşulur.
  2. Çocukla tanışma süreci acele etmeden yapılır; küçük çocuklarda oyun ve çizim, büyüklerde sohbet kullanılır. Seçici konuşmazlığı olan çocuklardan ilk görüşmede konuşmaları beklenmez.
  3. Öğretmen ve rehberlik servisinden gözlem bilgisi alınır.
  4. Konuşma ve dil gelişimi, işitme ve olası öğrenme güçlüğü değerlendirilir.
  5. Eşlik eden diğer kaygı bozuklukları, depresyon ve otizm özellikleri açısından ayırıcı değerlendirme yapılır.

Destek planı

Bilişsel davranışçı terapi: Çocuk, sosyal durumlarda aklından geçen "herkes bana gülecek" gibi düşünceleri fark etmeyi ve sınamayı, korktuğu durumlara küçük adımlarla yaklaşmayı öğrenir. Grup terapileri, sosyal becerileri gerçek bir ortamda denemek için iyi bir fırsattır.

Ebeveyn çalışması: Anne babalar, çocuğun yerine konuşmayı ve onu her sosyal durumdan korumayı azaltmayı; küçük cesaret adımlarını desteklemeyi öğrenir.

Okul iş birliği: Sözlü sunumların önce küçük bir grupta ya da yalnızca öğretmene yapılması, grup çalışmalarında güvenli bir arkadaşla eşleştirme, sınıfta zorla söz verilmemesi gibi düzenlemeler planlanır.

İlaç tedavisi: Ergenlerde ve kaygının çok yoğun olduğu, terapiye rağmen yeterli ilerleme olmayan durumlarda bazı ilaçlar tedaviye eklenebilir.

Evde yapabilecekleriniz

Ne zaman beklememeli?

Aileler soruyor

Çocuğum çok utangaç, büyüyünce açılmaz mı?

Utangaçlığın bir kısmı yaşla azalır. Ancak kaygı nedeniyle önemli etkinliklerden kaçınma sürüyorsa, beklemek yerine destek almak çocuğun kaybettiği fırsatları ve özgüveni korur.

Seçici konuşmazlığı olan çocuğumu konuşmaya zorlamalı mıyım?

Hayır. Zorlamak, ödül ya da ceza ile konuşturmaya çalışmak kaygıyı artırır ve sessizliği pekiştirebilir. Konuşma beklentisi küçük ve ulaşılabilir adımlarla, baskı kurulmadan artırılmalıdır.

Öğretmene durumu anlatmalı mıyım?

Evet. Öğretmenin bilgilendirilmesi, sınıfta çocuğunuzu zorlayan durumların azaltılmasını ve küçük ilerlemelerin desteklenmesini sağlar. Öğretmenle birlikte, çocuğun sınıfta deneyebileceği küçük adımları ve bu adımlar atıldığında nasıl fark edileceğini önceden planlamak, okulla ev arasında tutarlı bir yaklaşım kurmanın en etkili yoludur.

Sosyal medya sosyal kaygıyı artırır mı?

Bazı gençlerde sürekli kıyaslama ve beğeni kaygısı sosyal kaygıyı besleyebilir. Öte yandan çevrim içi iletişim bazen güvenli bir başlangıç da olabilir; önemli olan, yüz yüze ilişkilerin yerini almamasıdır.

Çocuğunuz için bir görüşme planlamak ister misiniz? İlk görüşmede sizi ve çocuğunuzu dinler, sonraki adımları birlikte belirleriz.

Ulaşım
Randevu